Coca Cola
Yazan: response 29 Aralık 2011 Perşembe
Kategori: illuminati
Coca cola = LA MEKKE- LA MOHAMMED (Arapçada la- hayır demektir) -Haşa-

Biliyormuydunuz ?
Firma karının % 50 sini İsrail Ordusuna aktarıldığını…
Dünyada en çok coca cola sevenlerin müslümanlar olduğunu
Belçika da Sağlık Bakanı Luc Van Den Bossche
Coca-cola ‘nın
şişe veya kutulardaki tüm ürünlerinin piyasadan çekilme
sini emrettiğini…
Ve Bakanlığın ,Coca -Cola ürünlerini içen kişilerde ciddi zehirlenmeler görüldüğünü belirterek,
Coca-cola ‘ nın
içinde kandaki alyuvarların erimesine neden ve kansızlığa yol açan ‘hemolyse’ maddesinin bulunduğunu açıkladığını…
Coca-Cola İçenlerin Kanser Olacağını, kansorojen maddeler içerdiğini…
Belki Satın Aldığınız İçecekle Kurşunlar ve Bombalar Olarak Geri dönebilecek Liralar İle Bir Müslümanı Canından, Evinden Edebileceğinizi..
|
|
|
|
|
|
illuminati Gerçeği
Yazan: response 24 Aralık 2011 Cumartesi
Kategori: illuminati
illuminati ismini daha önce hiç duymamış olabilirsiniz, bu gayet muhtemel bir durum. Daha önce duymuş ama inanmıyor da olabilirsiniz, bu da muhtemel bir durum. Ancak bu yazıyı okuduktan sonra kendinizi aydınlanmış hissetmeniz de gayet muhtemel. Zaten kelime anlamı olarak “aydınlanma” demek illuminati.
Aslında bu yazıya nereden başlayacağımı ben de bilmiyorum, doğaçlama olarak başladım yazıya artık nerelere ulaşır bilemiyorum, bahsetmeyi unuttuğum noktalar olursa zamanla ekleyip yazıyı tamamlayacağım.
illuminati örgütünün kuruluşu 1776 yılında Amerika’da olsa da, aslında altında yatan Kabalist ve Luciferian düşüncenin temelleri çok daha eskilere dayanıyor. 1 Amerikan dolarındaki sırları mutlaka duymuşsunuzdur.
Paranın üzerindeki
E Plurubis Unum” yazısıyla ilgili Wikipedia’da şu bilgi yer alıyor: «E pluribus unum, Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk resmi sloganlarından biridir. Latince olan bu slogan çoktan tek anlamına gelir. Başlangıçta bu slogan ABD’yi ilk oluşturan Onüç Koloni’nin Sonraları ABD birliği anlamında kullanılmıştı. Vatandaşlarının değişik kökenlerden gelmelerine rağmen bir birlik oluşturduklarını vurgulamak için kullanılmaktadır.»
Peki bu sözün, üstü kapalı olarak “çok devletten tek devlete” anlamına da gelebileceğini düşünmek, sizce fazla hayalperestlik mi olur? Amerika’nın simgesi olan kartalın ağzındaki şeritte de aynı ifade geçiyor: Çoktan tek! İngilizcedeki “Out of many, one” cümlesini karşılıyor. Dıştan görünüşte, “unity in diversity” ifadesini karşıladığı söyleniyor.
Endonezyan’ın “Motto”su gibi. Serbest çeviriyle ise “Seçilmiş halk.” Seçilmiş halk ifadesi, daha çok Yahudiler için kullanılan bir terim. Aynı armada kartalın sol bacağında tuttuğu 13 ok, yine “on üç koloni”yi simgeliyor. Bu da başlangıçtan beri Amerika’yı dolaylı olarak yöneten meşhur 13 Yahudi ailesini akla getiriyor. Şeref Mercan, “Dünyanın Efendileri” adlı kitabında İlluminati’nin tanımı yapılırken “…dünyayı dolayısıyla da bizi, siyonizm doğrultusunda Mesih’in gelmesini hızlandırmak amacıyla yöneten 13 ailenin çekirdeğini oluşturduğu bir örgüt” diye bir ifade kullanıyor.

“Para ilk tasarlanırken bu hayvan aslında kartal değil Phoenix’miş. Çünkü Phoenix yeniden doğuşu simgeleyen mitolojik bir canlıdır. Yanmış ve külleri içinden tekrar yükselmiştir. İlluminati için bunun Lucifer’i sembolize ettiğine dair iddialar var ama tabi ki diğerleri gibi kesin değil. Kartal konusuna devam edelim. Dikkat ettiyseniz kartalın çevresindeki her şey 13 sayısıyla ifade edilmiş. Bir pençesinde 13 yaprak, diğer pençesinde 13 ok, ortadaki amerikan bayrağında 13 tane şerit, kafasının üstünde ise 13 tane yıldız olduğu görünmektedir.
Öte yandan bu 13 yıldıza dikkatsiz bir şekilde bakanlar bile iç içe geçmiş iki adet üçgen görmekte zorlanmayacaklardır. Yani bir hexagram, yani bir Davut yıldızı. İlginç değil mi?
13 sayısının ise bu kadar çok göze sokulması biraz ilginç olmuş. Çünkü 13 sayısı Hıristiyan toplumlarda uğursuz sayı olarak biliniyor. 13 sayısı ile alakalı bilinen 3 hikaye var.
Birincisi “son akşam yemeği” (the last supper) ile ilgili. Son akşam yemeğinde İsa + 12 havarisi vardı. Yani toplamda 13 kişi vardı ve orada 13. ve aynı zamanda fazlalık olan kişi Judas (Yahuda) idi. Bu yüzden Hıristiyanlık’taki ilk uğursuzluk inancı buradan çıkar.
Başka bir hikaye ise İskandinav mitolojisinde karşımıza çıkar. 12 tanrı’nın katıldığı bir yemekte, kötü tanrı Loki 13. olarak katılır ve yemeği mahveder. Bu tanrı Balder’in ölümüyle sonuçlanır. Bu yüzden 13 sayısı uğursuz olarak kabul edilir.
Bence konuyla en alakalı olay ise 13 Ekim 1307 Cuma günü Papa’nın vaazıyla Kral 4. Philip Templar’ları tutuklar ve hepsini işkence yaparak öldürür. Bunun nedeni Papa’nın çıkardığı hutbesinde; Templar’ların şeytana taptığını, insanlara türlü işkenceler yapıp onları öldürdüklerini, sodomi gibi ölümcül günahlar işlediklerini söylemesidir. Bu tarihe kanlı 13. cuma olarak geçer. Templar’ların masonlarla tarih boyunca süre gelen ilişkisi, aynı zamanda kimi ritüellerde 13 sayısının Lucifer’i temsil etmesi 1 dolar’ın üzerindeki masonik göndermelerle beraber incelendiğinde sanırım biraz daha anlam kazanacaktır.
Kartalın her bir kanadında 33 tüy olmasının da bir anlamı olması lazım ki var. 33 ile ilgili elimizdeki tek mantıklı açıklama masonluğun en yüksek derecesi olması. Mesela George Bush ve Tony Blair’in 33. dereceden mason olduğu biliniyor. Aynı zamanda satanist Aleister Crowley de 33.dereceden mason olmuştur. Kartalın üstündeki yıldızların genel şekline baktığınızda ise heksegram; yani Davut’un Yıldızı’nı oluşturacak şekilde dizildiğini fark ediyorsunuz.

1 dolara tekrar dönüyoruz. Yarım piramit şeklinin hemen arkasında, üstteki yazıda da verdiğim arma yer alıyor. “The Department of the Treasury”. İlluminati’den 13 yıl sonra kurulmuş. Hemen üstteki terazi sembolü, yine İlluminati’ye ait. Alttaki anahtar ise ezoterik bir sembol olabilir. Ezoterizmin tanımında şu ifadelere de yer veriliyor: «Herhangi bir dinin , sadece sırra ve gizli bilgiye ermiş olanlara açıklanan yönüne içrek bilim adı verilir. Kabala’cıların içrek elyazmaları ,” açkı “ ve ya “anahtar “ adıyla anılır. İçrek öğreti , oyun kağıdı falı , simyacıların sırları, sihir , büyü , kabala gelenekleri gizli dini törenleri vb. kapsıyordu. Apokalipsis’in açıklanması , Hezeikel’in gördüğü hayallerin yorumlanması da içrek konular arasında yer alır.”»
Tekrar “tamamlanmamış piramit” sembolüne dönelim. Piramidin hemen altında “MDCCDXXVI” tarihi yer alıyor. Roma rakamlarından hiç anlamam. Sağolsun, MalcomX’in yardımlarıyla 1776 tarihine ulaşıyoruz. Yani İlluminati’nin kurulduğu tarihe. Yine Wikipedia’da bu tarihi aratırken tek bir olay geliyor hemen karşıma. 4 Temmuz 1776, yani Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nin imzalandığı tarih.
Bir alıntı: “Bunca şeyden sonra para üzerindeki onca masonik ve İlluminati ile bağlantılı sembollere rağmen hala piramit üstündeki 1776′nın bağımsızlık bildirgesi’ni temsil ettiğini düşünmek biraz garip kaçıyor. Amerikalılar ise tüm bu sözlerin Amerika’nın gelişimi ile bağdaştırıldığını düşünmekteler. Yani Amerika’nın yükselmesi, güçlü bir devlet olması vs. vs. Peki öyleyse bunlar söylenirken neden ulusal bir politikadan bahsedilmiyor da new world order diyerek yeni bir dünya düzeninden bahsediliyor? Garip(!)…Ayrıca tüm bu sözlerin latince olarak para üzerine konması gerçekten de takdire şayan bir cesaret gösterisi. Bu latince sözleri öneren kişinin (Charles Thomson, kongre sekreteri) ve de parayı tasarlayanların (ki aralarında Benjamin Franklin de vardır) mason olması tesadüften biraz fazlasını gerektiriyor.”
“Novus ordo seclorum yazısı da bunu doğrular niteliktedir. “Novus ordo seclorum”, Latince “yeni dünya düzeni” yani “new world order” anlamına gelir. 1991 yılında baba Bush bu sözü insanların beynine kazımıştır. Bu Irak’taki Körfez Savaşı zamanlarına denk gelmektedir. Baba Bush Irak’a yaptığı saldırılar sayesinde kendi petrol şirketine milyonlarca dolar kazandırdığı dönemlere denk gelmiştir bu sözün yaygınlaşması. Ama savaş sonrası yönetime el konmamış, Saddam Irak’ın başında tutulmuştur. Neden? Çünkü savaş=para’dır. Zamanında Saddam’a kimyasal silahları satan zaten Amerika’dır. Her potansiyel savaş yeni dünya düzeni ortaklarının cebini dolduracak olan bir gelir kaynağıdır. Bu arada, Amerika’nın II. Dünya Savaşından sonra saldırdığı ülke sayısı “30″ dur. Piramidin üstündeki “annuit coeptis” kaba bir çeviriyle “girişimlerimiz başarı ile tamamlanacaktır” anlamına gelmektedir. Bunu da henüz bitmemiş olan piramitten anlayabiliriz.”
Sembolü çözmeye çalışırken, Google’den şu bilgiye ulaştım: “Piramit’in üstündeki göz, All-Seeing Eye diye bilinen her şeyi gören göz, yani Eye of Horus, yani Horus’un Gözü’dür. Bu sembolün masonlarca kullanıldığı bilinmektedir. Aynı zamanda bu İlluminati denen gizli örgütün sembolü olmuştur. Her şeyi gören göz bir anlamda yapılan her şeyin tek bir yerden kontrol edilmesi, dünyanın tek bir yerden yönetilmesi anlamına gelmektedir.”
Birden, Hıristiyan ve İslami kaynaklarda, Deccal yada Mesih karşıtının TEK GÖZLÜ olacağı bilgisini hatırlıyorum. Bu kez, göz sembolüne daha da odaklanıyorum.
Aynı kaynakta, 1 doların hemen arkasında bulunan “George Washington” resmi için şunlar söyleniyor: “Kendisi, köle sahibi bir masondur. Bu da bilinen bir gerçektir. Peki masonlukta satanizmde sıkça kullanılan Baphomet’i bilir misiniz? O zaman George Washington’un oturan heykeliyle baphomet arasındaki benzerlik dikkatinizi çekecektir.”

Son olarak 1 dolar’ın ön yüzünde sağ üstteki 1 rakamının çevresindeki kalkan gibi şeye bakalım. Bu şeyin sol üst taraftaki çeyrek çember oluşturan kıvrımında gizli bir nesne olduğu görülür. (büyüteç lazım) Yakından incelendiğinde ortak görüş bunun bir baykuş olduğudur. Uğursuz hayvan olarak bilinen bu hayvanın başka bir özelliği de “herşeyi gören kuş” olarak bilinmesidir. Bu kez de Bohemian Grove (Bohemian Kulübü)’nün simgesinin baykuş olduğu aklıma geliyor.
“Bohemian Grove (BG) aynı Skulls and Bones Society gibi gizli amaçlar ve yöntemler için 1880lerde California’da kurulmus bir cemiyettir. Üyeleri, törenleri, ritüelleri ve ne yaptıkları çok gizli tutulur. Merkezdeki çiftlik aynı anda yüzlerce kişinin hafta sonu toplantılarına katılabileceği niteliktedir. ABD’nin hemen her eyaletinde tapınakları vardır. Sembolleri BAYKUŞtur. Ritüellerde baykuşa hitap edilir ve bir fetiş olarak baykus motifi kullanılır. Bohemian Grove’ye üye olanlar, başka masonik klüplere de üye olduklari için bu rituellere ve sembolizme alışıktırlar.” (Kaynak: Bohemian Grove)
“Şimdi vereceğim örnek bir tesadüf olabilir ama gerçekten de dikkate değer bir şey. 1 dolar’ın üzerindeki piramide ters bir üçgen çizip bir heksegram elde edelim. yani Davut yıldızı (star of David, Siyonizm’in sembolü) yıldızın köşelerinin denk geldiği harflerden mason yazabiliyoruz.”
“Öte yandan, biraz zorlama olsa da yine ilginç bir tesadüf olarak görülebilecek bir şey var. 3 tane üçgen çizelim. her üçgenin tepesinden başlıycak şekilde piramidin altındaki Romen rakamlarını üçgenlere yerleştirelim. Piramitin altında 600, 60 ve 6 sayıları çıkacak. six hundred and sixty six. 666. Şöyle bir şey:”

2- Aşağıda gösterildiği gibi sol köşesini arkadan yukarıya katlayın.
(Aynen böyle katlanması gerekiyor.)
3- Sağ köşesini de aynı şekilde yukarıya katlayın.

PENTAGON YANIYOR !
4. Şimdide hiç bozmadan 20$’ı çevirip arkasına bakın.

İKİZ KULELERDEN (WTC) DUMANLAR YÜKSELİYOR !
Ne tesadüf ! Basit geometrik katlamalar sonucunda çıkan bu resimler 11 Eylül’ün bir habercisi Mİ?
Bitti mi? HAYIR ! Bunlar sadece gördüklerimiz…
Ön tarafta Pentagon alevler içerisinde…! Arka Tarafta da ikiz kuleler…!

ve birde şimdi bakın…

3 TESADÜF BASİT BİR 20 DOLAR’IN ÜZERİNDE !!!
Nikola TESLA
Yazan: response 23 Aralık 2011 Cuma
Kategori: illuminati
Şimdi birçoğunuzun bu da kim dedigini duyar gibiyim hatta ve hatta bilimsel gelismelerle yakindan ilgili bircok kisi icin dahi ismi cok az gecen bir bilim adami Nikola Tesla… Size biraz ondan bahsetmek istiyorum. Kimdir bu adam? Ne yapmis, bilimseler calismalari neler, bir dahi mi yoksa dikkate alinmamasi gereken tarihin derinliklerinde kaybolmasi gereken bir bilim adami mi? Burada anlatmamizin asil sebebi ne, bilimsel sahsiyetinin onemi mi yoksa kiyamet senaryolarinin nasil gerceklestigini anlamamizi saglayacak kisi mi?
Tesla, 9 Haziran 1856 yilinda Arnavutlukta dogmus Sirp asilli bir bilim adami. Hayati tamamen mucadele ve bilim alanina yeni seyler katmakla gecmis. Fakat 7 Ocak 1943 yilinda patenti kendisine ait olan tam 700 bulusla tarihe gecmis olan TESLA bir otel odasinda yalniz basina bes parasiz ve itibarsız olarak olmustur… Hatta ve hatta oldukten sonra dahi bilim alaninda yaptigi onca bulusa ragmen ne hikmetse gizli bir el tarafindan adi ve calismalari ders kitaplarindan bile silinmeye calisilmistir…
Ancak o siradan bir bilim adami degil bugun halen gunumuzde bir cok alanda hatta ve hatta kimine gore elektrik ve elektronik cagi kimine gore de uzay cagi dedikleri gunumuzde halen onun buluslarindan yararlanmakta ve hergun onun bilimsel olarak ifade ettiklerini gunumuzde “cok gizli” ibaresi altinda bir cok devlet arastirip-gelistirmekte daha dogru bir ifadeyle onun insanligin hizmeti icin kullanilmak amaciyla yaptiklarini kendi amaclari icin kullanmaktalar…
TESLA`NIN BULUSLARI
AC Akim Jenaratorleri ve Motorlari, Radyo, Florasan, Radar, MRI, Laser Teknolojisi, Robot Teknolojisi, Deprem Makinasi ve daha niceleri aslinda bu bilimi adami sayesinde gunumuzde kullanilabilmekte.
Sirp asilli olan bu dahi bilim adami aslinda bir elektrik muhendisi ve gunumuzde kullanilan AC motorlari ve akim jenaratorlerinin muciti. Tesla ilk olarak Graz Universitesi`nde fizik ve matematik uzerine calismaya baslamis daha sonra Prag Universitesi`nde felsefe egitimi almistir. Macaristan`da ve degisik Avrupa ulkelerinde elektrik muhendisi olarak calismis ancak buluslarinin anlasilmamasi uzerine 1884 yilinda Amerika Birlesik Devletlerine gelerek calismalarini burada surdurmustur… Kisa bir donem Edisonla da calisan Tesla burada kendisini hazmedemeyen Edison tarafindan bir dusman ilan edilmistir… Daha sonra calismalarina degisik kisi ve kuruluslarca destek verilmesiyle hiz veren Tesla Niagara`da bulunan ve halen faaliyette olan ana enerji santralinin kurucusudur… Gunumuz elektrik santrallerinin ilk kurucusu Tesladir ve hala dunya onun sistemiyle aydinlatilmakta yani AC Akim Jenaratorleri ile…
Ancak Tesla hicbir zaman bu buluslari nedeniyle on plana cikartilmamis veya kasitli olarak calismalari son derece gizli tutulmus degil elbette, onun calismalari aslina zamaninin cok otesinde yani gunumuz icin de kullanilan teknolojinin ta kendisidir… Yaptigi her bulus ile gazetelerde ve bilim dunyasinda yakindan takip edilen bu bilim adami ne hikmetse gunumuzde yeterince tanitilmiyor. Sanki gizli bir el olumunun hemen ardindan onu ve buluslarini dunyadan silmek istemis gibi…
Aslinda bircogumuzun dusundugu gibi Edison ampulu bulmus olmakla elektrigin babasi sayilimakta ancak tarih bize bunun yanlis ogretildigini ve gunumuzde kullanilan elektrik ve elektronik teknolojisinin aslinda babasi TESLA`dir diye adeta haykirmakta… Dunya uzerinde ilk defa elektirigin bir yerden bir yere kablosuz ve cok yuksek miktarlarda iletebilecegini soyleyen Tesla bunu yaptigi buluslarla da defalarca ispat etmis ve patentlemis ancak zamanin en buyuk elektrik isletmecisi olan General Electric`in arkasındaki güç J.P Morgan Tesla`nın kablosuz enerji iletim projesi; enerjinin ücretsiz ve kablosuz olarak doğal ortamlar üzerinden iletilmesi durumunda para kazanamayacak olmasini anlar anlamaz ona sagladigi finansman destegini kesmesiyle bu konuda gelinen basarili noktayi adeta bitirmistir… Eger bu olmamis olsaydi bugun dunyanin heryerinde insanlar elektirigi ya son derece ucuz veya ucretsiz ve yine kablosuz olarak kullanabiliyor olacakti…
Yine Tesla yaptigi calismalarla dunyada ilk defa dunyanin katmanlarindan iyonosferin insanligin yararina kullanilabilecegini soyleyen ve bunu da kanitlayan bilim adamidir. 19. yuzyilda kesfedilen Iyonosfer tabakasi dunyanin uzerinde bulunan ucuncu sira katman olup elektrik enerjisinin ve radyo,ses ve elektro manyetik dalgalarinin kablosuz olarak cok uzak bir noktadan bir diger noktaya tasinmasinda en buyuk rolu oynar. Bu yuzden Tesla iyonosferle ilgili bircok calisma yaparak dunyada yine bir ilke imza atar ve bu amacla dunyadaki ilk radyo yayin merkezi ve kablosuz elektrik tasima merkezi olarak nitelendirebilecegimiz Shoreham, Long Island da 1901-1905 yillari arasinda Wardenclyffe Kulesini insa eder ve bu kule halen ayakta.
Ayrica uzaydaki hayatin varligi ile yakindan ilgilenen Tesla dunyada ilk defa 1899 yilinda kendi labaratuarindan uzaya ses dalgalari godererek uzaydan kozmik ses dalgalari kaydini yapan bir bilim adami. Bunu dunyaya duyurdugunda ise ona bilim dunyasindan hic kimse inanmamisti cunku o zamanlar kosmik radyo dalgalarindan dunya bilim camiasinin haberi yoktu. Yine bundan bir yil once dunya da ilk defa uzaktan kumanda ile kontro edilen bir araci Mayis 1898`de Madison Square Garden`da dunyaya tanitti. Bu arac ozel yapilmis suda uzaktan kumanda ile yonetilen bir bottu. Tanitim sirasinda bircok kisi Tesla`nin bunu beyniyle kontrol ettigini dusunurken Tesla tanitimin sonunda bulusunu nasil kontrol ettigini acikladi ve bunun uzerine New York Times gazetesinin bir yazari Tesla`nin bir uzaktan kumanda ile yonetilen silahli bir denizalti yaparak savasta kullanilmasini onerdiginde Tesla gazeteciyi duzelterek “Orada uzaktan kumanda ile yoenetilen bir torpido gormuyorsunuz, orada ilk robot irkinin temsilcisini yani insanligin hizmetinde kullanilabilecek onlarin islerini azaltarak yapacak mekanik adamlari goruyorsunuz” der.
Iste bu bulus sayesinde uzayda dahi uzaktan kumanda ile kontol edilebilen uzay mekikleri, uydular ve cesitli silahlar gelistirildi.Bugun uzaygemisi uzaktan kumanda merkezleri Tesla`nin prensipleri dogrultusunda islemekte. Yani Tesla elektrigin babasi olmakla yetinmemis ayrica radyo astonomisinin babasi unvanini da bu sebeple kazanmis olmasi gerekiyor. Tesla radyo dalgalari ve uzaktan kontrol sistemlerinin kesfedeni olarak dahi bugunku astronomi ilminin babasi konumunda ve aslinda gunumuzun astonomi ilmi onun calismalarinin bir devami niteligini tasimakta ancak ne hikmetse bu bilim adami dunya uzerinde yeterince taninmiyor acaba niye?
Hala bugun birisine radyonun mucidi kim diye sordugunuzda alacaginiz cevap patent Marconiye ait olursa sasirmayin cunku bunca yil bu boyle ogretilmesine ragmen Radyonun mucidi de yine Tesla`dir ve bu 1943 yilinda Amerika Anayasa Mahkemesi tarafindan ancak onun olumunden birkac ay sonra duzeltilmis ve radyo Tesla adina patentlenmistir… Ayrica florasanin ve radarin kasifi de Tesla`dir.
Biliginiz gibi gunumuzde bircok gizli operasyon ve gizli bilimsel calismalar yapilmakta ve birgun birisi size gelip yeryuzundeki buyuk olumcul depremler, iklimlerdeki ani degisiklikler, yerkurenin bir anda isinip sogumasi, tsunami felaketleri, yeryuzunde konustugumuz herseyin birileri tarafindan kaydediliyor olmasi, birilerinin bunlari gerceklestiriyor dediginde ona gulup gecmemeniz icin size Tesla`yi ve calismalarini kisaca anlattim.
Tesla`nin calismalarina gore elektromanyetik dalgalar ile cok yuksek miktarlarda enerji bir yerden bir yere transfer edilebilir, yine bu dalgalar sayesinde yeryuzunde cesitli iklim degisiklikleri ve depremler (!) meydana getirilebilir ki Tesla bunu gerceklestirmisti… Iste gunumuzde olan bir cok doga olayinin arkasinda birilerinin bu gizli planlari buyuk rol oynamakta ve bu da yuzbinlerce insanin olumune sebep olmasina ragmen hickimse tarafindan ya da en ufak seyi bir anda cok buyuk bir olay olarak gozler onune seren medyada nedense bu konular konusulmamakta veya konusmak isteyenler felaket tellali ilan edilemekte… Tesla`nin bircok calismasi ve notlari olumunun hemen arkasinda FBI tarafindan alinarak hickimseye gosterilmemis olmasi acaba onun calismalari birileri tarafindan devam ettiriliyor mu sorusunu sormamizi gerektiriyor. Ve bu belgeler halen aciklanmamis ve yokedilmis(!) belgeler olarak tarihteki gizemini korumakta… Birilerinin insanligi cok buyuk felaketlere suruklediklerini soylemek belki de cok inandirici gelmeyebilir size ancak bakin o birilerinden ABD Savunma Bakanı William Cohen; 1997, Georgia Üniversitesi “Terörizm, Kitle İmha Silahları, Kitlesel İmha ve ABD Stratejisi” üzerine konferansta ne diyor bu konuda “Bazılarının; elektromanyetik dalgalar yolu ile iklimleri değiştirme, depremler yaratabilme , volkanları harekete geçirebilme yeteneğine sahip silahlar geliştirdiğini biliyoruz.” Artik gerisini dusunmek size kalmis…
Nicola Tesla’nın aradığı fırsat ve şans kolayca eline geçmedi. O zamanlar New York’da Pearl caddesindeki ilk laboratuvarında akkor lambası için pazar aramakla meşgul olan Thomas Edison’a rastladığı zaman Nicola Tesla, gençlik heyecanıyla, kendisinin bulduğu alternatif akım sisteminin açıklamasını yaptı. Bu düşünceyi derhal ve tamamen kestirip atan o büyük adam, “Sen teori üzerinde vaktini harcıyorsun” dedi.
Tesla, Edison’a çalışmalarından ve AC akım planından bahseder.Edison AC akımıyla fazla ilgilenmez ve Tesla’ya bir görev verir.
Tesla, Edison tarafından kendisine verilen görevi her ne kadar sevmemiş olsa da Edison’un kendisine labarotuar acmasını sağlayacak kadar bir para ödeyeceğini öğrenince görevi birkaç ay içinde tamamlar. DC santralindeki sorunları çözmüştür. Edison’un kendisine söz verdiği ücreti talep ettiğinde, Edison şaşırmış bir şekilde “tam bir Amerikalı gibi düşünmeye başladığında Amerikan şakalarından da anlayabileceğini” söyler ve bir ücret ödemez. Tesla derhal istifa eder. Kısa süren birlikte çalışma dönemini, uzun süreli bir rekabet izleyecektir.
“
…Beş duyusunun aşırı hassalaşması ve bundan dolayı çektiği sıkıntılar konusunda şöyle demiştir; “Yakından ve uzaklardan gelen kükreyen sesler beni korkuya sürüklüyordu ve bunların ne olduğunu bir türlü ayırt edemiyordum. Güneş ışınlarının önü periyodik olarak kesildiğinde bu beynim üzerinde öylesine büyük bir güç alanı yaratıyordu ki kendimden geçiyordum. Bir köprü ya da bunun gibi bir yapının altından geçebilmek için tüm irademi zorlamam gerekiyordu çünkü kafatasım üzerinde dayanılmaz bir basınç hissediyordum. Karanlıkta bir yarasa kadar duyarlı olabiliyordum, metrelerce uzaklıktaki bir nesnenin varlığını alnımda hissettiğim bir ürperti sayesinde fark edebiliyordum…
“












