Ümitler Tükenince Özgürleşir İnsan

Yazan: 23 Aralık 2011  
Kategori: Kişisel

Yoruldum yarına dert taşımaktan” demiş bir şarkı. Şarkının gölgesi üzerimde, benden sonra yazılmış olsa benim için yazılmış derdim. Unutulmaktan korkuyorum, belki de çoktan unutuldum. Destek olamıyorum, desteğim yok, yıkılsam yere kaldıran yok. Devam etmeliyim, iki yaşam süresi devam etmeliyim, benden öncekilerde etmeli. Engel nedir? İnsanın fitili kısaslıkça kısalıyor, ne yazık ki örümcek beyinler bunun farkında değil. Fitile fitil eklenmeli, her şey zamanında yapılmalı zor da olsa… Boşuna mı geldik bu dünyaya…
Yazmaz kalemim bazen, söylenemezlerde otururken uyanır ellerim, bebeğin memeye saldırdığı gibi başlar kalemim dilin izinden gitmeye. Anlatmak, haykırmak ister, yapar da, ama tüm anlaşılmazlığı ile, öyle ister çünkü karanlığın içinde bir gölgedir O!
Boşluk yanını doldurmaya uğraşır ümitsizce, ümitler tükenmişse özgürleşir insan, belki de o an tutsak olmuştur özgürlük maskesine, kim bilir? Özgürlükten anladığı nedir bilinmez. Belki bir aspirin içmek, belki pamuk almayı unutmak, hayır hiçbiri değil bir iz bırakmaktır özgürleşmek, çamurda değil, karda. Tertemiz, saf. Dört kollu değil anlatmak istediğim iki kollu iki bacaklı!
Kolay olandır iki bacağı iki kola çevirmek, omuzlar üzerinde bir yitiş, sönük bir bitiş. Meziyetlerim eziyetten başka bir şey vermez oldu. Anlamsızlık bulandı, anlam ayaklar altında. En yakınındaki ulaşamıyorsa sana sen zaten özgürsün, anlamsız, ayaklar altında bir özgürlük bu. Açmasın diye üzerinden bastırılan bir tohum, oturmasın diye dağlanan kaba eti gibi.
Her durakta duran yalnızlık bekçisiyim adeta, çok sık hatırlıyorum, ıslanmış düşlerim, kurusun diye astığım yerde, ne zaman baksam oradalar, ıslaklar. Güneşimde üşütüyor beni, işin acı tarafı ümitsizleştikçe özgürleşiyor insan.
Sebepli sebepsizlik içinde yaptığım her şey küçültüyor beni, o kadar küçülüyorum ki hiçbir aralıktan geçemiyorum. Geçmek yok bizde. Ya varsındır bu hayatta, ya da olmalısın. Bir ihtimal daha vardır olmak zorundasın. Ancak, ıslanmış düşlerle, dağlanmış kaba etiyle maddi-manevi dünyada ne kadar var olabilirsin? Bu cümleden sonra özgürleşme başlar, başlayan her şey bitmez…
Yağmur var camlar kuru, halbuki işin zevki burada. Biraz daha özgürleşiyorum belki de tutsak oluyorum özgürlük maskesine. Kulağımın duyduğunu gözüm görmüyor, camlar hala kuru, ama duyuyorum.
İki şey korkutuyor beni, biri uzaktan biri yakından. Biri olursa, diğeri olmazsa kötü. Biri olmaz diğeri olursa iyi. Aynı şey değil mi? Değil ! Hayat bir sıra, uzaktan iyilikleri aldığımız, yakından ise kötülükleri aşmadığımız bir sıra. Keşke elimizde olsa…
Beyaz, bir kat siyah ile kapatılırken, siyah, iki kat beyaz ile kapatılır. Bazen de kapatılamaz. O zaman özgürleşme başlar.
Umutsuzum, umutsuzluğumu bırakacağım bir parçam olmadığı için, olmayacağı için umutsuzum. Umutsuzluğum da şartlı budur.
Elveda bebeğim, doğmayanım, doğmayacağım, serin yanım, sakinleşme zamanım…

Yorumlar


Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!